ESER SÖZLEŞMESİNDE YÜKLENİCİNİN AYIBA KARŞI TEKEFFÜL SORUMLULUĞU

İşbu bilgi notu, eser sözleşmesinde yüklenicinin ayıba karşı tekeffül sorumluluğuna ilişkin bilgilendirme amacıyla yazılmıştır. Bu kapsamda öncelikle eser sözleşmesinin nitelikleri ve unsurları aktarılacak, akabinde ise eser sözleşmesinde yüklenicinin ayıba karşı tekeffül sorumluluğu ve bu sorumluluğun şartlarına ilişkin açıklamalarımıza yer verilecektir. Bununla birlikte ayıp halinde iş sahibinin kullanabileceği seçimlik haklar yazımız kapsamında olmadığından, bu seçimlik haklara ilişkin genel açıklamalarla yetinilecektir.

GENEL OLARAK ESER SÖZLEŞMESİ

I. Eser Sözleşmesinin Tanımı

818 sayılı Borçlar Kanunu’nun(“eBK”) 355. maddesine göre eser sözleşmesi “İstisna bir akittir ki onunla bir taraf diğer tarafın vermeyi taahhüt eylediği semen mukabilinde bir şey imalini iltizam eder.” şeklinde tanımlanmıştı. Anılan hüküm öğreti tarafından “semen” “şey” "imal” kavramlarının eser sözleşmesinin kapsamını daralttığı görüşüyle eleştirilmiştir[1]. Bu eleştirilere istinaden 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun(“TBK” veya “Kanun”) 470. Maddesi eser sözleşmesini “…yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.” şeklinde tanımlamıştır. Bu kapsamda öğretide eBK mad. 355’teki tanımlamaya getirilen eleştiriler yeni düzenleme ile geçerliliğini büyük ölçüde yitirmiş görünmektedir[2].

Hamiline yazılı payların Merkezi Kayıt Kuruluşuna kaydettirilmesi zorunluluğu getirilmiştir. Gerekli bildirimin Merkezi Kayıt Kuruluşuna yapılmaması adli para cezasına (bkz. TTK m. 562) bağlanmıştır. Hali hazırda hamiline pay senedi sahibi olanlar, 31/12/2021 tarihine kadar gerekli işlemleri yapmak zorundadır (Geçici m. 14). Aksi halde para cezası ile karşılaşılacaktır. Hâl böyle olunca, müvekkilleriniz içinde bir anonim şirketin hamiline yazılı hisse senetlerine sahip olanlar var ise, işbu durum sizler için önem arz eder niteliktedir.

818 sayılı Borçlar Kanunu’nun(“eBK”) 355. maddesine göre eser sözleşmesi “İstisna bir akittir ki onunla bir taraf diğer tarafın vermeyi taahhüt eylediği semen mukabilinde bir şey imalini iltizam eder.” şeklinde tanımlanmıştı. Anılan hüküm öğreti tarafından “semen” “şey” "imal” kavramlarının eser sözleşmesinin kapsamını daralttığı görüşüyle eleştirilmiştir[1]. Bu eleştirilere istinaden 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun(“TBK” veya “Kanun”) 470. Maddesi eser sözleşmesini “…yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.” şeklinde tanımlamıştır. Bu kapsamda öğretide eBK mad. 355’teki tanımlamaya getirilen eleştiriler yeni düzenleme ile geçerliliğini büyük ölçüde yitirmiş görünmektedir[2].

Eser sözleşmesine ilişkin hükümler TBK’nın 470-486 maddeleri arasında yer almaktadır. İşbu hükümler dışında kamu hukuku kaynaklı düzenlemelerde de eser sözleşmesine ilişkin hükümler mevcuttur. Bunlara örnek olarak 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile kamu ihale sözleşmelerinin yürütülmesinde uygulanmak üzere 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’na dayalı olarak hazırlanmış olan Yapım İşleri Genel Şartnamesi hükümleri verilebilir[3].

II. Eser Sözleşmesinin Hukuki Niteliği

Eser sözleşmesi; tarafların karşılıklı edimlerde bulunmaları[4] sebebiyle tam iki tarafa borç yükleyen sözleşme niteliğindedir[5]. Sözleşme çerçevesinde yüklenici bir eser meydana getirip iş sahibine teslim etmeyi, iş sahibi de bu eser karşılığında bir bedel ödemeyi üstlenmektedir. Bu niteliği itibariyle eser sözleşmesinin ivazlı bir sözleşme olduğu sonucuna varılabilir[6]. Öyle ki yüklenici eserin meydana getirilmesini bir karşılık almadan üstlenmişse eser sözleşmesinden söz edilemez[7]. Yine eser sözleşmesi tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarında bulunmalarıyla kurulmuş sayılır[8]. Sözleşmenin kurulması için borçlanılan edimlerin ifa edilmesi gerekmez[9]. Bu kapsamda eser sözleşmesi rızai bir sözleşmedir[10].

Eser sözleşmesi, öğretide çoğunluk tarafından kabul edildiği üzere, ani edimli bir sözleşmedir[11]. Borçlanılan edimin gerçekleştirilmesinin uzun bir zamana yayılmış olması sözleşmenin bu niteliğini değiştirmez[12]. Ancak öğretide bir görüşe göre bu kuralın istisnası bulunmaktadır[13]. Bu görüş uyarınca yüklenicinin edimini parça parça teslim suretiyle yerine getirdiği eser sözleşmelerini ani edimli sözleşme saymak hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurmaktadır[14]. Bu duruma örnek olarak, her parselde beşer villa yapımı konusunda yapılan anlaşma gereğince, her bir parsele ilişkin villaların bitirilip teslim edildiği anda yüklenicinin borcunu ifa etmiş sayılması verilebilir[15]. Böyle bir durumda eser sözleşmesinin, sürekli edimli sözleşmeler arasında sayılmamakla birlikte, bunlara ilişkin hükümlere tabi olması gerektiği ileri sürülmektedir[16].

III. Eser Sözleşmesinin Şekli

Eser sözleşmesi kural olarak herhangi bir şekil şartına bağlı değildir[17]. Şöyle ki bu durum TBK mad. 12’de öngörülen “Sözleşmelerin geçerliliği, kanunda aksi öngörülmedikçe, hiçbir şekle bağlı değildir.” düzenlemesinin bir neticesidir. Örnek olarak kirli gömleklerin yıkanmak veya ütülenmek üzere bir temizleyiciye bırakılması şeklinde dahi sözleşme kurulabilir[18]. Ancak şekil serbestîsinin de istisnaları bulunmaktadır. Örneğin taşınmaz satışının eser sözleşmesi ile birlikte karma veya tek bir sözleşme içinde yapıldığı durumlarda sözleşme resmi geçerlilik koşuluna tabidir[19]. Yine arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinin resmi şekilde yapılması gerekmektedir[20]. Ancak Yargıtay’ın birçok kararında kabul ettiği üzere arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi şekil şartına uyulmadan yapılmış ve taraflar edimlerini tamamen yerine getirmişler ise şekil eksikliğinin ileri sürülmesi hakkın kötüye kullanılması teşkil eder[21]. Öte yandan şekil serbestîsine ilişkin yaptığımız açıklamalar eser sözleşmesinin geçerliliğine ilişkin olup 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ispat şekline ilişkin hükümleri saklıdır.

Eser Sözleşmesinin Unsurları

A. Eser Meydana Getirme Unsuru

1. Eser Kavramı

Eser, eser sözleşmesi kapsamında yüklenicinin iş sahibi lehine yerine getirmek zorunda olduğu edimdir[22]. Bir başka ifadeyle eser sözleşmesi ile yüklenici iş sahibine bir eser meydana getirmeyi borçlanır[23]. Eser kavramının mahiyeti konusunda öğretide görüş birliği mevcut değildir[24]. Bir görüşe göre yalnız maddi varlığı olan şeyler (hava alanı, yol, bina, baraj yapımı, makine, yatak takımı, ayakkabı, elbise yapımı vs. ) Bu görüşe göre fikri ve sanatsal iş görme sonuçları belirli bir maddi varlık üzerinde cisimleşmiş olsalar dahi eser sözleşmesinin konusu olamazlar[25]. Türk/İsviçre hukukunda hâkim olan diğer görüşe göre ise eser kavramı içinde maddi varlığı olan cismani şeyler olduğu gibi, maddi bir varlığı olmayan ancak maddi bir şey üzerinde veya içinde süreklilik gösterecek şekilde cisimlenen şeyler de eser sayılmaktadır[26]. Bu çerçevede örneğin bir fotoğraf çekilmesi, bir tiyatro senaryosunun yazılması, ya da resim yapılması eser sözleşmesinin konusunu oluşturabilmektedir.

2. Meydana Getirme

TBK mad. 470’te eser sözleşmesinin tanımında “meydana getirme” ifadesi kullanılmıştır. Meydana getirme kavramı içerisine daha önce var olmayan yeni bir eserin ortaya çıkarılması[27], bir eserin değiştirilmesi, onarılması, ortadan kaldırılması, esere yeni eklemeler yapılması vs. girer[28]. Örneğin bir bina, makina ya da elbisenin yapılması; bir araba ya da binanın tamir edilmesi; bir duvar veya kumaşın boyanması; ağaçların kestirilmesi, bir binanın yıktırılması vs. bu anlamda eser meydana getirmedir[29].

B. Bedel Unsuru

Eser sözleşmesinde yüklenicinin eser meydana getirme borcunun karşılığı olarak iş sahibinin belirli bir bedel ödemesi gerekmektedir[30]. Yüklenicinin edimini bir bedel karşılığı olmaksızın yerine getirmeyi taahhüt etmesi durumunda eser sözleşmesinden söz edilemez[31]. Eser sözleşmesinde bedel alacağının taahhüt edilmiş olması yeterli olup bu bedelin belirlenmiş[32] ya da belirlenmesine yarayacak kriterlere bağlanması gerekli değildir[33]. Bedel kural olarak paradır. Ancak paradan başka bir şeyin de bedel olarak kararlaştırılması mümkündür[34].

C. Anlaşma Unsuru

Eser sözleşmesi rızai bir sözleşme olması sebebiyle tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarıyla kurulur[35]. Diğer bir deyişle yüklenicinin meydana getireceği eser ve bu eserin özellikleri ile yüklenicinin edimine karşılık iş sahibinin ödeyeceği bedel karşılığında tarafların anlaşmasıyla sözleşme kurulmuş olur[36]. Bu kapsamda tarafların irade beyanları açık veya örtülü olabilir[37].

YÜKLENİCİNİN AYIBA KARŞI TEKEFFÜL SORUMLULUĞU

Genel Olarak

Eser sözleşmesinde yüklenicinin eseri meydana getirme ve iş sahibine teslim etme yükümlülüğü söz konusudur[38]. Yüklenicinin bu yükümlülüğünü tam anlamıyla yerine getirilebilmesi için ise eserin sözleşmede kararlaştırılan nitelikte olması gerekir[39]. Eserin sözleşmede kararlaştırılan veya eserde olması gereken lüzumlu nitelikleri taşımaması durumunda yüklenicinin ayıba karşı tekeffül sorumluluğu doğar[40]. Yüklenicinin ayıba karşı tekeffül sorumluluğu TBK mad. 474-478. maddeleri arasında düzenlenmiştir.

Yüklenicinin Ayıba Karşı Tekeffül Sorumluluğunun Şartları

A.Eserin Teslim Edilmiş Olması

Yüklenicinin ayıplı ifadan sorumlu tutulabilmesi için gerekli ilk koşul eserin iş sahibine teslim edilmesidir[41]. Her ne kadar TBK hükümlerinde açıkça yüklenicinin eseri teslim etme yükümlülüğünden söz edilmese de TBK mad. 473/1’deki “…iş sahibi teslim için belirlenen günü…”, 475/1-2’deki “…Eseri alıkoyup…”, 477/1’deki “…Eserin açıkça veya örtülü olarak kabulünden sonra…” ifadelerinden ve işin mahiyetinden yüklenicinin meydana getirdiği eseri iş sahibine teslim etmesi gerektiği sonucunu çıkarmaktayız. Eserin teslim edilmesiyle kastedilen “tamamlanmış bir eserin sözleşmenin ifası amacıyla iş sahibinin hâkimiyet alanına geçirilmesidir.[42]” Teslim için öncelikle eserin tamamlanmış olması gerekmektedir[43]. Henüz tamamlanmamış bir eser yüklenici tarafından eser olarak teslim edilemez[44].

Açıklanması gereken bir diğer husus eserin “teslim edilmesi” ile “kabul edilmesi” kavramlarının birbirinden farklı olduklarıdır[45]. Şöyle ki eserin teslim edilmesi onun kabul edilmesinin ön koşulu olmakla birlikte[46] teslim ile kabul aynı anlama gelmez. Teslim eserin iş sahibinin hâkimiyet alanına geçirilmesi anlamına gelmekte olup teslim ile iş sahibi eseri muayene etme ve varsa ayıpları yükleniciye bildirme külfetlerini yerine getirme imkânını elde eder[47]. Bu çerçevede ancak teslimden sonra eserin ayıpsız olduğunun tespit edilmesi durumunda kabul gündeme gelir.

B.Eserin Ayıplı Olması

1. Genel Olarak

Eser sözleşmesinde eserin ayıplı olmasından anlaşılması gereken, eserin sözleşmede kararlaştırılan[48] veya dürüstlük kuralı[49]gereği eserde bulunması gerekli niteliklere sahip olmamasıdır[50]. Bir Yargıtay kararında ise ayıp; “…imal edilen bir eserde veya malda, sözleşme ve ekleri ile iş sahibinin beklediği amaca ve dürüstlük kurallarına göre bulunması gereken vasıfların bulunmaması, bulunmaması gereken vasıfların ise bulunmasıdır.” şeklinde tanımlanmıştır[51].

2. Sözleşmede Kararlaştırılan Niteliklerin Eksikliği

Eser sözleşmesi ile ulaşılmak istenen amaç, iş sahibinin sözleşmede kararlaştırılan nitelikleri haiz bir eser teslim alması, yüklenicinin ise bu eser karşılığında sözleşmede belirlenen bedele kavuşmasıdır[52]. Bu nedenle sözleşmede kararlaştırılan nitelikleri taşımayan eser ayıplı olarak değerlendirilir[53].

Tarafların sözleşmede kararlaştırdıkları nitelikler genel veya özel olabilir[54]. Bu kapsamda genel nitelikler; yer, şekil, ölçü, üretim tarzı, renk vs. gibi somut eseri belirlemeye yarayan nitelikler[55] iken özel nitelikler; çatının su geçirmezliği, makinanın edim kapasitesi veya hassasiyet derecesi vs. gibi eseri daha ayrıntılı şekilde tanımlayan niteliklerdir[56]. Sözleşmede kararlaştırılan bu niteliklerin eksik olması ayıp olarak kabul edilmektedir[57]. Eser genel kabul görmüş kurallara uygun, teknik bakımdan kusursuz olsa dahi sözleşmede kararlaştırılan nitelikleri taşımıyorsa ayıplı sayılır[58]. Hatta bir görüş teslim edilen eser sözleşmede kararlaştırılandan daha üstün niteliklere haiz olsa dahi yüklenicinin ayıba karşı tekeffülden sorumlu olacağını ileri sürmektedir[59].

3. Gerekli Niteliklerin Eksikliği

Yüklenici sözleşmede kararlaştırılan nitelikler dışında, kullanılmaya elverişli ve normal bir eserin değerine sahip bir eser meydana getirmek zorundadır[60]. Bu kapsamda eserin taşıması gerekli nitelikler sözleşmede kararlaştırılan veya yüklenici tarafından anlaşılabilir kullanım amacına göre belirlenir[61]. Örneğin yüklenicinin soğuk bölgede yapılan bir yapıda, sıcak iklimdeki bir bölgede yapılan yapılardaki ısı yalıtımı ile yetinmesi eseri ayıplı kılmaya yeterlidir[62].

İnşaat sözleşmelerinde kullanım amacı kural olarak sözleşme, plan veya projelerden tespit edilir[63]. Yapılan inşaatın mutad kullanıma elverişliliği ise tekniğin genel kabul görmüş kurallarına göre belirlenmektedir. Bu kurallara uymayan bir inşaat malzemesi veya yapı türü seçilirse eser ayıplı sayılır[64].

Bu noktada eserin ayıplı olduğunun iş sahibince ispat edilmesi gerektiğinde kuşku yoktur[65]. Zira 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 190. Maddesi uyarınca “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” Bu temel kural çerçevesinde ayıptan doğan haklarını kullanmak isteyen iş sahibinin de ayıbın varlığını ispat etmesi gerekmektedir. Belirtmek gerekir ki ayıbın varlığını kanıtlama yükümlülüğü ayıbın niteliğini kanıtlamayı da kapsar. Zira ayıptan doğan seçimlik hakların kullanılabilmesi açısından ayıbın niteliği önem arz etmektedir. Yargıtay’ın konuya ilişkin kararları da bu yöndedir[66].

4. Ayıp Çeşitleri

a. Maddi- Hukuki-Ekonomik Ayıp

Ayıp maddi, hukuki ya da ekonomik olabilir. Maddi ayıp, eserin fiziksel niteliğine ilişkin sözleşmede kararlaştırılan ya da güven ilkesi uyarınca sahip olması gereken nitelikleri taşımamasıdır[67]. Maddi ayıp uygulamada en çok karşılaşılan ayıp türüdür. Örnek olarak; bilgisayarın bozuk olması[68], dikilen elbisenin kolunun sökük olması[69], çizilen portrenin sahibine benzememesi[70]gibi durumlarda maddi ayıp söz konusudur.

Hukuki ayıp ise eserde hukuk düzeni tarafından öngörülen kurallar gereği ortaya çıkan ayıpları ifade eder[71]. Yüklenicinin hukuki ayıptan sorumlu olması için eserin kullanılacağı yer ve orada uygulanan hukuk kurallarını bilmesi veya bilmesinin gerekmesi şarttır[72]. Hukuki ayıp kamu hukukundan veya özel hukuktan doğabilir[73]. Hukuki ayıba örnek olarak; inşa edilen binaya ilişkin oturma izninin alınmaması[74], imal edilen eserin teslim edileceği ülkenin ithalat rejimine aykırılık oluşturması[75]veya eserin üçüncü bir kişinin patent hakkı ihlal edilerek meydana getirilmesi[76] durumları verilebilir.

Ekonomik ayıp, eserde iktisadi nitelik eksikliğinin olmasıdır[77]. İş sahibinin eserden beklediği verimi alamaması durumunda eser ayıplı sayılır[78]. Ekonomik nitelik eksikliklerinin ayıp olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği konusunda öğretide görüş birliği yoktur. Bir görüşe[79] göre yüklenicinin eserin yapısını aşan, iş görme ediminin konusu olmayıp başka bazı etkenlere tabi olan ekonomik nitelikleri vaat etmesi ve bunların gerçekleşmemesi durumunda ayıba karşı tekeffül hükümleri uygulanamaz. Bu görüşe göre burada bir çeşit garanti sözleşmesi niteliği mevcut olup sonucun gerçekleşmemesi durumunda yükleniciden kusura dayanmayan bir tazminat talebinde bulunulabilir.

b. Açık Ayıp-Gizli Ayıp

Açık ayıp, eser teslim edildiğinde ilk bakışta göze çarpan veya olağan bir muayene sonucu anlaşılan ayıplardır[80]. Bu kapsamda örneğin, teslim edilen dairelerin projedekinden küçük yapılması açık ayıp olarak değerlendirilebilir[81].

Gizli ayıp ise eserin tesliminden sonra ve ancak kullanımı sırasında ortaya çıkan ayıplardır[82]. Örneğin, inşaatta demirin az veya çimentonun eksik kullanılması iş sahibi tarafından yapılan muayene sonucu ortaya çıkmadığı halde zamanla kolonların çatlaması vs. ile kendini gösterir[83].

c. Önemli Ayıp-Daha Az Önemli Ayıp

Eser, iş sahibinin kullanamayacağı ve hakkaniyet kurallarına göre kabule zorlanamayacağı ölçüde kusurlu ise ya da sözleşmeye önemli ölçüde aykırı ise önemli ayıp söz konusudur[84]. Eseri kullanılmaz kılmayan ve iş sahibi tarafından kabulüne engel teşkil etmeyen ayıplar ise daha az önemli ayıplardır[85].

Önemli-daha az önemli ayıp ayrımı TBK mad. 475/I’deki seçimlik hakların kullanılması açısından önemlidir[86]. Nitekim eserde önemli ayıp olması durumunda iş sahibi mezkûr hükümdeki bedelden indirim isteme ve eserin ücretsiz onarılmasını isteme haklarının yanında sözleşmeden dönme hakkını da kullanabilmektedir. Ancak eserde daha az önemli ayıp söz konusu olduğu takdirde iş sahibi eseri kabulden kaçınamayacak olup yalnız hükümde öngörülen bedelden indirim isteme veya eserin ücretsiz onarılmasını isteme hakkını kullanabilir.

d. Birincil Ayıp-İkincil Ayıp

Birincil ayıp eserin teslimi sırasında var olan ayıplardır[87]. İkincil ayıp ise birincil ayıpların teslimden sonra yol açtığı ayıplardır[88]. Bu kapsamda teslimden sonra eserde meydana gelen nitelik eksilmesi birincil ayıplar ile bağlantılı ise iş sahibi ayıba karşı tekeffül hükümlerine başvurabilir[89]. Aksi takdirde yüklenicinin ayıptan sorumluluğu söz konusu olmaz. Örneğin bir inşaat yapımında betonun eksikliği, birincil ayıp; bu birincil ayıbın yol açtığı duvar çökmesi ise ikincil ayıptır[90].

5.Ayıp Sayılmayan Durumlar

Eser sözleşmesinde aliud, eksik iş, teslim edilen eserin kötüleşmesi vs. gibi durumlar söz konusu olabilmektedir. Bu gibi durumların eserin ayıplı olması ile karıştırılmaması gerekir.

Aliud, yüklenicinin iş sahibine sözleşmede kararlaştırılan eser dışında başka bir şey teslim etmesidir[91]. Örneğin yüklenicinin bir binayı yıkıp yenisini yapmayı üstlendiği eser sözleşmesinde yüklenicinin mevcut yapıyı muhafaza ederek binada tadilat yapması durumunda ayıplı ifa değil aliud söz konusudur[92]. Bu kapsamda iş sahibi ayıba karşı tekeffül hükümlerine değil ifa etmemeye ilişkin mad. 112 vd. hükümlerine başvurarak zararının giderilmesini isteyebilir[93].

Eksik iş ise yüklenicinin sözleşmede kararlaştırılan işi tamamlamadan teslim etmesi halidir[94]. Eksik iş durumunda da ayıba karşı tekeffül hükümleri değil TBK mad. 112 vd. hükümleri uygulama alanı bulmaktadır[95].

Son olarak belirtilmesi gereken husus eserin kötüleşmesidir. Şöyle ki teslimin üzerinden belli bir süre geçmiş ve kabulle birlikte gizli ayıp da söz konusu değilse eserin kötüleşmesi söz konusudur ve ayıp hükümlerine başvurulamaz[96]. Ancak eserin tesliminden sonra kötüleşmesi eserde bulunan ayıplardan kaynaklanıyorsa bu durumda ayıba karşı tekeffül hükümlerine başvurulabilir[97].

C.İş sahibinin Gözden Geçirme ve Bildirim Külfetlerini Yerine Getirmesi

TBK mad. 474/1 uyarınca “iş sahibi, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa, bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek zorundadır.” İş sahibinin kendisine teslim edilen eseri gözden geçirmesi ve varsa ayıbı yükleniciye bildirmesi, hukuki anlamda bir borç olmayıp yalnız bir külfettir[98]. Bu kapsamda söz konusu külfetleri yerine getirmeyen iş sahibi aynen ifa veya tazminata mahkûm edilmez. Ancak TBK mad. 477/II uyarınca gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal eden iş sahibi, eseri kabul etmiş sayılır ve yükleniciye karşı ayıba karşı tekeffülden doğan seçimlik haklarını kullanamaz[99]. Esasen söz konusu külfet yükleniciyi koruma amacıyla getirilmiş olup yüklenicinin iş sahibinin eseri kabul edip etmeyeceği konusunda mümkün olduğu kadar hızlı bir şekilde bilgilenmesini amaçlamaktadır[100].

1.İş sahibinin Eseri Gözden Geçirme Külfeti

TBK mad. 474/I düzenlemesinden hareketle, iş sahibinin gözden geçirme külfetini yerine getirmesi için öncelikle eserin tamamlanıp kendisine teslim edilmesi gerektiğini söyleyebiliriz[101]. İş sahibi teslim edilen eserin sözleşmede kararlaştırılan niteliklere veya dürüstlük kuralı gereği eserde bulunması gerekli niteliklere sahip olup olmadığını tespit etmelidir[102]. Belirtmek gerekir ki eseri gözden geçirme külfeti yalnız eserdeki açık ayıplar için getirilmiş olup iş sahibinin eserdeki gizli ayıpları ortaya çıkarma gibi bir mecburiyeti bulunmamaktadır[103]. Dolayısıyla gizli ayıplara ilişkin bildirim daha sonra yapılabilmektedir.

İş sahibinin gözden geçirme külfetini yerine getirirken sözleşme konusu eserin nitelik ve türüne uygun bir özen göstermesi gerekir. Bu özen, orta nitelikteki bir iş sahibinin göstermesi gereken özendir[104]. TBK mad. 474/II taraflardan her birine, giderini karşılayarak, eserin bilirkişi tarafından gözden geçirilmesini ve sonucun bir raporla belirlenmesini isteme hakkı tanımıştır. Ancak söz konusu düzenleme ile taraflara tanınmış bir hak söz konusu olup sözleşme veya teamül gerektirmediği müddetçe iş sahibinin bilirkişiye başvurma yükümlülüğü bulunmamaktadır[105].

TBK mad. 474/I’ e göre iş sahibi teslimden sonra “işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz” eseri gözden geçirmelidir. Bu kapsamda gözden geçirme süresi iş hayatındaki teamüller, yerel adetler, taraflar arasındaki ilişkiler, eserin çeşidi ve amacı esas alınarak belirlenir[106]. Gözden geçirme imkânı somut olayın şartlarına göre teslimden belli bir süre sonra da (örneğin yazın teslim edilen taşınmazın ısı yalıtımının gözden geçirilmesine ancak kış mevsiminde başlanabilmesi gibi) ortaya çıkabilmektedir.

Son olarak belirtilmesi gereken husus gözden geçirmenin nerede yapılacağıdır. Bu konuda kanunda açık bir düzenleme mevcut değildir. Taraflar sözleşme ile gözden geçirme yerini açık veya örtülü olarak belirleyebilirler. Böyle bir belirleme yapılmamışsa gözden geçirme yerinin eserin teslim edileceği yer olarak kabul edilmesi uygun olacaktır[107].

2.İş sahibinin Ayıbı Bildirme Külfeti

TBK mad. 474/I uyarınca iş sahibi eseri gözden geçirdikten sonra tespit ettiği ayıpları uygun bir sürede yükleniciye bildirmek zorundadır. TBK madde 477/III’ te öngörülen “eserdeki ayıp sonradan ortaya çıkarsa iş sahibi, gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorundadır; bildirmezse eseri kabul etmiş sayılır.” düzenlemesi uyarınca bildirim külfeti gizli ayıplar için de söz konusudur[108].

İş sahibi ayıp bildiriminde ayıbı tam olarak anlatmalı, ayıba ilişkin yeterli ayrıntı ve bilgiye yer vermelidir[109]. Bu kapsamda “eserin ayıplı olduğu”, “sözleşmeye uygun bulunmadığı” gibi genel nitelikteki ifadeler ayıp bildirimi için yeterli değildir[110]. Ancak iş sahibinin ayıbı uzmanlık açısından doğru ve bütün ayrıntılarıyla göstermesi, sebebini bildirmesi beklenmemelidir[111]. Örneğin uzman olmayan bir inşaat sahibinden ayıpların teknik sebeplerinin gösterilmesi beklenemez[112].

Bildirim süresi; açık ayıplarda gözden geçirmenin sona ermesi ile dürüstlük kuralı gereği gözden geçirme esnasında ayıbın öğrenilmesi, gizli ayıplarda ise “ayıbın öğrenilmesi” ile başlar. Yüklenici tarafından kasten gizlenmiş ayıplar bakımından ise iş sahibi ihmali veya başka bir sebepten geç bildirimde bulunsa dahi yüklenicinin sorumluluğu devam eder[113].

İş sahibi gerek açık gerek gizli ayıplarda, eserde bulunan ayıpları en geç TBK mad. 478’de öngörülen zamanaşımı süresi içinde bildirmek zorundadır. Zamanaşımı süreleri teslim tarihinden başlayarak, taşınmaz yapılar dışındaki eserlerde iki yıl, taşınmazlarda beş yıl ve yüklenicinin ağır kusurunun olduğu durumlarda, ayıplı eserin niteliğine bakılmaksızın yirmi yıldır.

Ayıp bildiriminin, iş sahibi veya onun yetkili temsilcisi tarafından yüklenici ya da onun yetkili temsilcisine yapılması gerekmektedir[114]. Aksi takdirde geçerli bir ayıp bildiriminden söz edilemez[115]. Belirtmek gerekir ki ayıba ilişkin bildirimin yapılması herhangi bir şekil şartına bağlı değildir[116]. Nitekim Yargıtay kararları da bu yöndedir[117].

Belirtmek gerekir ki taraflar arasındaki sözleşme ile “garanti kaydı” öngörülmüş ise yüklenicinin eserdeki açık veya gizli ayıplara ilişkin sorumluluğu garanti süresi boyunca devam etmektedir. İşsahibinin garanti süresi içerisinde ortaya çıkan ayıplara ilişkin haklarını kullanması için ihbar zorunluluğunun bulunmadığı kabul edilmektedir. Yargıtay’ın konuya ilişkin bir kararında da; “…gerek açık gerek gizli ayıplarda iş sahibinin ihbar zorunluluğu bulunmakta ise de yüklenici eserdeki işçilik, malzeme ve yapımla ilgili açık ve gizli ayıplardan dolayı sorumluluğu garanti ettiği süre için önceden kabul ettiğinden yüklenici lehine olan iş sahibinin ihbar zorunluluğunu aramaktan vazgeçtiği ve garanti süresi içinde ortaya çıkan bu ayıpları ücretsiz olarak gidermeyi sözleşme tarihinde peşinen kabul ve taahhüt ettiği kabul edilmektedir. İş sahibi ihbar zorunluluğu olmaksızın garanti süresi içinde ortaya çıkan açık ve gizli ayıplarla ilgili zamanaşımı süresi içinde seçimlik haklarını kullanarak yükleniciden ayıpların giderilmesini talep edebileceği gibi, aleyhine dava açabilecek ve iş bedelini ayıp giderim bedeli miktarınca ödemekten kaçınabilecektir.” denilerek bu husus ifade edilmiştir[118].

D.Eserin Kabul Edilmemiş Olması Eser sözleşmesinde eserin kabul edilmesinden, eserin ifa amacına uygun bir şekilde yerine getirildiği[119], ayıpsız olduğu yahut ayıplı olsa dahi o haliyle iş sahibi tarafından kabul edildiği anlaşılmaktadır[120]. TBK mad. 477/I’ e göre “Eserin açıkça veya örtülü olarak kabulünden sonra, yüklenici her türlü sorumluluktan kurtulur; ancak, onun tarafından kasten gizlenen ve usulüne göre gözden geçirme sırasında fark edilemeyecek olan ayıplar için sorumluluğu devam eder.” Bu kapsamda eser iş sahibi tarafından kabul edildikten sonra, eserde gizli ayıp olması veya ayıbın kasten gizlenmesi hariç olmak üzere, yüklenicinin ayıba karşı tekeffül sorumluluğu sona ermektedir[121].

Yine TBK mad. 477/III’ te yüklenicinin eserde sonradan ortaya çıkan ayıbı iş sahibine gecikmeksizin bildirmesi gerektiği aksi takdirde eseri kabul etmiş sayılacağı öngörülmüştür. Bu kapsamda eserde gizli ayıp olması durumunda da iş sahibinin ayıbı öğrendiği takdirde gecikmeksizin iş sahibine bildirmesi gerekmektedir[122]. Aksi takdirde yüklenicinin ayıba karşı tekeffül sorumluluğuna başvurulamaz.

Kabul, hukuki niteliği itibariyle bir irade açıklamasıdır[123]. Kabule ilişkin irade açıklaması açık olabileceği gibi örtülü de olabilir[124]. Örneğin TBK mad. 477/II’ deki “İş sahibi, gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, eseri kabul etmiş sayılır.” düzenlemesi ile bir örtülü kabul çeşidi öngörülmüştür. Yine iş sahibinin ayıplı olduğunu bildiği bir eseri çekince koymadan teslim alması[125] örtülü kabul olarak değerlendirilebilir.

Bu noktada inşaat sözleşmeleri açısından kabule ilişkin özellik arz eden bir durumun açıklanması gerekmektedir. Şöyle ki kamunun tarafı olduğu inşaat sözleşmelerinde eserin kabulüne ilişkin temel esaslar 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’na dayanılarak çıkarılan Yapım İşleri Genel Şartnamesi’nde düzenlenmiştir[126]. Bu kapsamda kamu yapılarında kabul işlemi geçici ve kesin kabul olmak üzere iki aşamadan oluşur[127]. Yapım İşleri Genel Şartnamesi’nin öngördüğü sisteme göre TBK mad. 477 anlamında kabul “kesin kabul” aşamasında gerçekleşmektedir[128]. Bu sebeple kesin kabul işlemlerinin yapıldığı tarihe kadar yüklenicinin ayıba karşı tekeffül sorumluluğu devam eder. Nitekim Yargıtay da buna ilişkin bir kararında “… Sözleşme eki Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesi'nin 23.maddesine göre üstlenilen yapım ve hizmet işlerinin her türlü sorumluluğu kesin kabul işlemlerinin idarece onaylanması tarihine kadar tümüyle yükleniciye aittir. Bu nedenle yüklenici gerek malzemenin kötülüğünden ve gerekse yapım ve hizmet işlerinin kusur ve eksiklerinden dolayı idarece gerekli görülecek bütün onarım ve düzeltmeleri kendi hesabına derhal yapmak zorundadır. Bu hükme göre, eksik işler ile açık ve gizli ayıplı işlerin kesin kabul tutanağının idarece onaylanmasından önce, yani garanti (teminat) süresinde yaptırılan delil tespitiyle belirlenmesi halinde tespit tarihindeki rayiçlerle bedeli istenebilir. “ ifadesiyle yüklenicinin yapının ayıplı olmasından dolayı sorumluluğunun ancak kesin kabul tarihine kadar söz konusu olacağını ifade etmiştir[129]. Yargıtay’ın vermiş olduğu diğer kararlarda da kesin kabul tarihinden sonra yüklenicinin, gizli ayıp hariç olmak üzere, eserdeki ayıplardan dolayı sorumlu olmayacağı kabul edilmektedir[130].

E.Ayıbın İşsahibine Yüklenememesi

TBK mad. 476 uyarınca, “eserin ayıplı olması, yüklenicinin açıkça yaptığı ihtara karşın, iş sahibinin verdiği talimattan doğmuş bulunur veya herhangi bir sebeple iş sahibine yüklenebilecek olursa iş sahibi, eserin ayıplı olmasından doğan haklarını kullanamaz.” Bu kapsamda yüklenicinin ayıba karşı tekeffül sorumluluğunun doğması için eserde ortaya çıkan ayıbın işsahibine isnat edilememesi gerekmektedir[131].

1. İş Sahibinin Talimatından veya Ona Yüklenebilecek Bir Sebepten Kaynaklanan Ayıplar

Ayıp iş sahibinin talimatından veya iş sahibine yüklenebilecek bir sebepten doğmuş olmamalıdır[132]. Talimat ile kastedilen, iş sahibinin eser sözleşmesi kapsamında yükleniciye verdiği bağlayıcı emir ve direktiflerdir[133]. Bu kapsamda öneri niteliğindeki bildirimler talimat olarak değerlendirilemez[134]. Yine iş sahibinin verdiği talimat; işin yürütülmesine, yöntemine, kullanılacak malzemeye veya alt yükleniciye devrine ilişkin olmalıdır[135].

Eserin ayıplı olması iş sahibinin talimatı dışında iş sahibine yüklenebilen başka nedenlerden de kaynaklanabilir[136]. Örneğin TBK mad. 472/III’ te öngörülen iş sahibi tarafından verilen malzeme veya arsanın ayıplı olması sonucunu doğurması[137] iş sahibine yüklenebilecek bir neden olarak düşünülebilir.

Yine iş sahibi kendi davranışı dışında TBK mad. 116 uyarınca yardımcı kişilerin davranışlarından da sorumludur[138].

2. Yüklenicinin Aydınlatma ve Uyarma Borcunu Yerine Getirmesi İş sahibinin talimatından veya iş sahibine yüklenebilen nedenlerden ötürü eserin ayıplı hale gelmesi durumunda yüklenici ancak “iş sahibini aydınlatma ve uyarma borcunu” yerine getirerek sorumluluktan kurtulabilir[139]. Yüklenicinin iş sahibini uyarma ve aydınlatma yükümlülüğü onun özen ve sadakat borcunun bir uzantısıdır[140]. Yüklenicinin bu ödevini yerine getirmiş sayılması için iş sahibini verdiği talimatın yanlışlığı hakkında içerik ve şekil yönünden yeterli derecede aydınlatması, uyarması gerekir[141].

Öğretide yüklenicinin iş sahibinin talimatlarının yanlış olduğu konusunda bir uyarıda bulunmamasına rağmen böyle bir uyarıda bulunsaydı da iş sahibinin talimatında ısrar edeceği anlaşılıyorsa yüklenicinin sorumluluktan kurtulabileceği kabul edilmektedir[142].

İşsahibinin Ayıptan Doğan Hakları

İşbu yazının konusunu oluşturmadığından işsahibinin ayıplı ifadan doğan seçimlik haklarının detaylarına girilmeyecektir[143]. Ancak genel olarak açıklamak gerekirse; yukarıda belirtilen şartlar bulunduğu takdirde iş sahibi, TBK mad. 475’te öngörülen seçimlik hakları kullanabilir. Bu kapsamda iş sahibi; sözleşmeden dönme, ayıp oranında bedelden indirim, ücretsiz onarım isteme veya genel hükümler uyarınca tazminat isteme haklarına sahiptir. Bunlardan ilk üçü seçimlik haklar olduğu halde, tazminat isteme hakkı her üç seçimlik hakla birlikte kullanabilmektedir[144]. İş sahibi, TBK’da öngörülen birtakım sınırlamalar dışında seçimlik haklarından herhangi birini tercih edebilir. Bu haklar sınırlı olarak sayılmış olup sözleşme hükmüyle genişletilemez[145].

[1] Sırataş Burcu; Eser Sözleşmesinde İş Sahibinin Ayıba Karşı Tekeffülden Doğan Hakları, Yayımlanmamış Tez, Ankara, 2009, (naklen) s. 3 dip 2’deki yazarlar için bkz. tez.yok.gov.tr
[2] TBK mad. 470’teki tanımlamanın da yüklenicinin asli edim yükümünü oluşturan “meydana getirilen eseri teslim borcunu” ihtiva etmediği gerekçesiyle eksik olduğu görüşü için bkz. Gümüş Mustafa Alper; Borçlar Hukuku Özel Hükümler, 2. Baskı, İstanbul, 2012, s. 1.
[3] Eren Fikret; Borçlar Hukuku Özel Hükümler, 6. Baskı, Ankara, 2018, s. 584.
[4] Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 8.9.2014 tarihli 2013/7076 E. 2014/5018 K. sayılı karar için bkz. www.kazanci.com
[5] Aral Fahrettin; Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, 6. Baskı, Ankara, 2006, s. 316; Gümüş Alper; Borçlar Hukuku Özel Hükümler, Cilt II, 2. Baskı, İstanbul, 2012, s.2; Şenocak Zarife; Eser Sözleşmesinde Ayıbın Giderilmesini İsteme Hakkı, Ankara, 2002, s. 5.
[6] Tandoğan Haluk; Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri Cilt II, 5. Baskı, İstanbul 2010, s. 24.
[7] Aral; s. 316; Eren; s. 586.
[8] Aral; s. 316.
[9] Sırataş; (naklen) s. 5 dip 14’deki yazarlar.
[10] Aral; s. 316.
[11] Aral; s. 316; Gümüş; s. 3; Eren; (naklen) s. 582 dip 10’daki yazarlar. Eser sözleşmesinin geçici-sürekli karmaşığı bir sözleşme olduğu görüşü için bkz. Şenocak; s. 11- 12.
[12] Aral; s. 316-317; Eren; s. 583. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 5.3.2009 Tarihli 2009/1786 E. 2009/2803 K.; Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 14.6.2012 Tarihli 2012/7721 E. 2012/8429 K. sayılı kararları için bkz. www.kazanci.com
[13] Sırataş; s. 7.
[14] Sırataş; (naklen) s. 7 dip 25’teki yazarlar.
[15] Sırataş; (naklen) s. 7 dip 26’daki yazarlar.
[16] Sırataş; s. 7.
[17] Aral; s. 323 dip 52’deki kararlar ve yazarlar; Gümüş; s. 7; Eren; (naklen) s. 591 dip 47’deki yazarlar.
[18] Tandoğan; s. 29.
[19] Eren; s. 596.
[20] Tandoğan; (naklen) s. 29 dip (100a) daki kararlar.
[21] Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 4.11.2019 Tarihli ve 2019/396 E. 2019/4314 K. sayılı kararı için bkz. www.kazanci.com
[22] Sırataş; (naklen) s. 10 dip 39’daki yazarlar.
[23] Eren; s. 588.
[24] Eren; s. 588.
[25] Gümüş; s. 4-5.
[26] Sırataş; (naklen) s. 10 dip 41’deki yazarlar.
[27] Aral; s. 321; Gümüş; s. 4
[28] Gümüş; s. 4.
[29] Eren; s. 594-595.
[30] Sırataş; (naklen) s. 13 dip 56’daki yazarlar.
[31] Aral; s. 322; Meşe Müge; Eser Sözleşmesinde Ayıplı İfanın Sonuçları, Yayımlanmamış Tez, 2011, (naklen) s. 5 dip 15’teki yazarlar. İçin bkz. tez.yok.gov.tr
[32] Aral; s. 322; Şenocak;(naklen) s. 7 dip 6’daki yazarlar.
[33] Tandoğan; s. 28; Sırataş; (naklen) s. 14 dip 57’deki yazarlar.
[34] Tandoğan; s. 28; Gümüş; s. 6;
[35] Aral;s. 323; Gümüş; s. 7; Eren; s. 591.
[36] Ünsal Ayşe Hatipoğlu; Eser Sözleşmesinde Ayıplı İfa Nedeniyle İş Sahibi Ve Yüklenicinin Karşılıklı Sorumlulukları, Yayımlanmamış Tez, Ankara, 2011, s. 5 için bkz. tez.yok.gov.tr; Sırataş; (naklen) s. 15-16 dip 68’deki yazarlar.
[37] Gümüş; s. 7; Eren; (naklen) s. 595 dip 47’deki yazarlar. Ünsal; s. 5.
[38] Meşe; s. 9.
[39] Şenocak; s. 92.
[40]Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 2.10.2019 tarihli 2019/2359 E. 2019/3731 K. sayılı kararı için bkz. www.kazanci.com
[41] Tandoğan; s. 160; Aral; s. 352; Gümüş; s. 48; Şenocak;(naklen) s. 87 dip 47’deki yazarlar ve kararlar;
[42] Şenocak; s. 80 dip 8’deki yazarlar.
[43] Eren; s. 634.
[44] Eren; s. 634. Büyük bir kısmı bitirilen eserin, dürüstlük kuralı gereğince tamamlanmış eser olarak kabul edilebileceği görüşü için bkz. Eren; (naklen) s. 621 dip 63’teki yazarlar.
[45] Şenocak; s. 81; Uçar; s. 91 dip 10’daki yazarlar.
[46] Şenocak; s. 81
[47] Meşe; s. 12.
[48] Tandoğan; (naklen) s. 161 dip 162’deki kararlar; Şenocak;(naklen) s. 93 dip 70’teki yazarlar.
[49] Şenocak;(naklen) s. 93 dip 71’deki yazarlar.
[50] Aral; s. 352.
[51] Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 30.09.2019 tarihli ve 2019/2005 E. 2019/3700 K. sayılı kararı için bkz. www.kazanci.com
[52] Sırataş; s. 38.
[53] Sırataş;(naklen) s. 38 dip 152’deki yazarlar. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 20.1.2020 Tarihli ve 2019/1698 E. 2020/120 K. sayılı kararı; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 8.4.2015 tarihli 2013/15-1976 E. 2015/1184 K. sayılı kararları için bkz. www.kazanci.com
[54] Şenocak; s. 94.
[55] Tandoğan;s. 162; Meşe;(naklen) s. 22 dip 109’daki yazarlar.
[56] Tandoğan; s. 162; Meşe; (naklen) s. 22. dip 110’daki yazarlar.
[57] Tandoğan; s. 162; Şenocak;(naklen) s. 94 dip 74’teki yazarlar; Sırataş; (naklen) s. 39 dip 153’teki yazarlar; Gümüş; s. 49.
[58] Tandoğan; s. 163; Sırataş; s. 39.
[59] Tandoğan;s. 163; Meşe; (naklen) s. 22 dip 111’deki yazarlar.
[60] Tandoğan; s. 164; Uçar; s. 128; Gümüş; (naklen) s. 50 dip 246’daki yazarlar.
[61] Gümüş; s. 50;
[62] Gümüş; s. 50.
[63] Şenocak; s. 99.
[64] Şenocak;(naklen) s. 99 dip 107’deki yazarlar.
[65] Öztürk Muammer/Gözütok Zeki; Usul ve Esaslarıyla Eser Sözleşmesi Uygulaması, 2. Baskı, Ankara, 2019, s. 879.
[66] Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 8.4.2015 Tarihli ve 2013/15-1976 E. 2015/1184 K. sayılı kararı için bkz. www.kazanci.com
[67] Gümüş; s. 50.
[68] Meşe; s. 19.
[69] Sırataş; s. 20.
[70] Sırataş; s. 20.
[71] Sırataş; (naklen) s. 39 dip 82’deki yazarlar.
[72] Tandoğan; s. 165.

[73] Sırataş; s. 19-20.
[74] Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 4.10.1989 tarihli 1989/2731 E. 1989/4915 K. sayılı kararı için bkz. www.kazanci.com
[75] Tandoğan; s. 167; Gümüş; (naklen) s. 50 dip 249’daki yazarlar.
[76] Gümüş; (naklen) s. 50 dip 249’daki yazarlar
[77] Sırataş; (naklen) s. 21 dip 88’deki yazarlar; Uçar Ayhan; İstisna Sözleşmesinde Müteahhidin Ayıba Karşı Tekeffül Borcu, 1. Baskı, Ankara, 2003, s. 135.
[78] Uçar; (naklen) s. 135 dip 209’daki yazarlar.
[79] Tandoğan; s. 163.
[80] Gümüş; s. 51.
[81] Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 30.11.1989 tarihli 1989/2106 E. 1989/5030 K. sayılı kararı için bkz. www.kazanci.com
[82] Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 2.10.2019 Tarihli ve 2019/2359 E. 2019/3731 K. sayılı kararı için bkz. www.kazanci.com
[83] Meşe; (naklen) s. 18 dip 84’teki yazarlar.
[84] Meşe; (naklen) s. 18 dip 85’teki yazarlar.
[85] Uçar; s. 131.
[86] Meşe; s. 18.
[87] Uçar; s. 134; Meşe; s. 21.
[88] Tandoğan; (naklen) s. 167 dip 199’daki yazarlar.
[89] Uçar; s. 134.
[90] Sırataş; s. 23.
[91] Şenocak;s. 105; Uçar; s. 73.
[92] Gümüş; s. s. 53.
[93] Tandoğan; s. 166; Şenocak; s. 105-106.
[94] Şenocak; s. 106; Uçar; s. 73 vd.
[95] Sırataş; s. 26. Eksik iş durumunda da ayıba karşı tekeffül hükümlerine başvurulabileceği görüşü için bkz. Şenocak; s. 106
[96] Sırataş; (naklen) s. 26 dip 107’deki yazarlar.
[97] Şenocak;(naklen) s. 107 dip 140’taki yazarlar.
[98] Tandoğan; (naklen) s. 168 dip (200a) daki yazarlar; Gümüş; (naklen) s. 53 dip 261’deki yazarlar; Şenocak;(naklen) s. 109 dip 144’teki yazarlar.
[99] Gümüş; s. 53.
[100] Tandoğan; (naklen) s. 168 dip 201’deki yazarlar; Şenocak;(naklen) s. 108 dip 143’teki yazarlar.
[101] Eren; s. 642.
[102] Eren; s. 642-643.
[103] Şenocak; s. 118.
[104] Şenocak; s. 115. İş sahibinin göstermesi gereken özen derecesine ilişkin görüşler için bkz. Sırataş; s. 49-50.
[105] Tandoğan; s. 170 dip 217’deki karar ve yazarlar; Aral; (naklen) s. 357 dip 151’deki yazarlar.
[106] Eren;(naklen) s. 643 dip 142’deki yazarlar.
[107] Eren;(naklen) s. 644 dip 144’teki yazarlar.
[108] Tandoğan; s. 172; Gümüş; s. 55.
[109] Eren; (naklen) s. 644. Dip 145’teki yazarlar.
[110] Eren; s. 644.
[111] Tandoğan; (naklen) s. 172 dip 226’daki yazarlar.
[112] Uçar; s. 148.
[113] Tandoğan;(naklen) s. 174 dip 237’deki yazarlar.
[114] Tandoğan; s. 172.
[115] Sırataş; (naklen) s. 53 dip 200’deki yazarlar.
[116] Tandoğan; (naklen) s. 173 dip 230’daki kararlar; Aral; (naklen) s. 357 dip 154’deki yazarlar; Gümüş; (naklen) s. 56 dip 282’deki yazarlar.
[117]Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 20.01.2020 tarihli ve 2019/1698 E. 2020/120 K. sayılı kararı; Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 11.12.2019 Tarihli ve 2019/300 E. 2019/5105 K. sayılı kararı için bkz. www.kazanci.com
[118] Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 2.10.2019 Tarihli ve 2019/646 E. 2019/3736 K. sayılı kararı için bkz. www.kazanci.com
[119] Şenocak; s. 81; Uçar; s. 90.
[120] Sırataş;(naklen) s. 32 dip 124’teki yazarlar.
[121] Aral; s. 356.
[122] Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 11.12.2019 Tarihli ve 2019/300 E. 2019/5105 K. sayılı kararı için bkz. www.kazanci.com
[123] Eren; s. 640.
[124] Aral; s. 355-356.
[125] Eren; s. 640.
[126] Gök Yaşar; Yapım İşlerinde Geçici ve Kesın Kabul İşlemlerinin Gerçekleştirilme Süreci ve Karşılaşılan Hukuki Sorunlar, Sayıştay Dergisi, Sayı 37, s. 17-18.
[127] Aydemir Efrail; Eser Sözleşmesi ve İnşaat Hukuku, 1. Baskı, Ankara, 2009, s. 252.
[128] Yaşar; s. 18.
[129] Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 27.2.2012 tarihli ve 2011/4331 E. 2012/1146 K. sayılı kararı için bkz. www.kazanci.com (Aynı yönde Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 11.7.2013 Tarihli ve 2013/2949 E. 2013/4576 K. sayılı kararı için bkz. www.kazanci.com)
[130] Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 5.10.2015 Tarihli ve 2015/1283 E. 2015/4782 K. sayılı kararı için bkz. www.kazanci.com
[131] Aral;s. 353.
[132] Eren; s. 635.
[133] Aral; s. 353; Eren; s. 635-636; Sırataş; (naklen) s. 43 dip 167’deki yazarlar.
[134] Şenocak;(naklen) s. 137 dip 296’daki yazarlar.
[135] Aral; (naklen) s. 354 dip 135’teki yazarlar ve kararlar; Eren; s. 636.
[136] Şenocak; s.130 vd.
[137]Ancak yüklenicinin sorumluluktan kurtulabilmesi için TBK mad. 472/III’e göre bildirim yükümlülüğünü yerine getirmesi gerekmektedir.
[138] Gümüş;(naklen) s. 58 dip 294’teki yazarlar.
[139] Sırataş; (naklen) s. 46 dip 176’daki yazarlar.
[140] Sırataş; (naklen) s. 46 dip 179’daki yazarlar.
[141] Eren; s. 637.
[142] Eren (naklen) s. 638 dip 119’daki yazarlar.
[143] İş sahibinin ayıba karşı tekeffülden doğan haklarına ilişkin ayrıntılı bilgi için bkz. Tandoğan; s. 176 vd; Gümüş; s. 60 vd Aral; s. 358 vd; Şenocak; s. 36 vd; Eren; s. 646 vd.
[144] Aral; s. 358.
[145] Eren; s. 646.